background img

The New Stuff

serveti fünun edebiyatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
serveti fünun edebiyatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
MUALLİM NACİ HAYATI EDEBİ KİŞİLİĞİ VE ESERLERİ,MUALLİM NACİ KİMDİR, YAZARLAR, ŞAİRLER, serveti fünun edebiyatı, tanzimat sanatçıları,ATEŞPARE,şerare,demdeme kime karşı yazıldı,demdeme neyi savunur
HAYATI
1850 yılında İstanbul'da doğan Muallim Naci'nin
asıl adı Ömer'dir. 13 Nisan 1893 tarihinde vefat etmiştir.


EDEBÎ KİŞİLİĞİ
Muallim Naci, Tanzimat Dönemi Türk Edebiyatında Divan edebiyatının alışkanlıklarını sürdürenisimlerden biridir. Bu dönemde Recaizade Mahmut Ekrem ile eski-yeni tartışmasına girmiş ve eski edebiyatın savunucusu olmuştur. Ancak yeni edebiyatın birdenbire değil de yavaş yavaş yerleşmesi gerektiğine inanmıştır. Bunun yanında "kafiyenin göz için olması" ilkesini benimsemiştir. Servet-i Fünun edebiyatının doğmasında dolaylı olarak rol oynamıştır. Dilin sadeleşmesi ve halk edebiyatına yönelme açısından edebiyatımızda yararlı adımlar atmıştır. Hece ölçüsü ile yazdığı şiirleri de mevcuttur.

ESERLERİ
Şiir:
* Terkib-i Bend-i Muallim Naci
* Ateşpare (1883)
* Şerâre (1884)
* Fürûzan (1885)
* Sümbüle (1889)

Eleştiri:
* Muallim (1887)
* Demdeme (1886)

Anı:
* Medrese Hatıraları (1885)
* Ömer'in Çocukluğu (1890-1969)

Araştırma: 
* Osmanlı Şairleri (1890-1986)
* İstilahât-ı Edebiyye (1890-1984)
* Esâmi (1890)

Mektup: 
* Muhaberat ve Muhaverat (1884)
* Şöyle Böyle (1884)
* Mektuplarım (1886)

Oyun:
* Heder

Sözlük:
* Lügat-ı Naci (1891-1978)


MUALLİM NACİ HAYATI, EDEBİ KİŞİLİĞİ VE ESERLERİ-MUALLİM NACİ KİMDİR?

MUALLİM NACİ HAYATI EDEBİ KİŞİLİĞİ VE ESERLERİ,MUALLİM NACİ KİMDİR, YAZARLAR, ŞAİRLER, serveti fünun edebiyatı, tanzimat sanatçıları,ATEŞPARE,şerare,demdeme kime karşı yazıldı,demdeme neyi savunur
HAYATI
1850 yılında İstanbul'da doğan Muallim Naci'nin
asıl adı Ömer'dir. 13 Nisan 1893 tarihinde vefat etmiştir.


EDEBÎ KİŞİLİĞİ
Muallim Naci, Tanzimat Dönemi Türk Edebiyatında Divan edebiyatının alışkanlıklarını sürdürenisimlerden biridir. Bu dönemde Recaizade Mahmut Ekrem ile eski-yeni tartışmasına girmiş ve eski edebiyatın savunucusu olmuştur. Ancak yeni edebiyatın birdenbire değil de yavaş yavaş yerleşmesi gerektiğine inanmıştır. Bunun yanında "kafiyenin göz için olması" ilkesini benimsemiştir. Servet-i Fünun edebiyatının doğmasında dolaylı olarak rol oynamıştır. Dilin sadeleşmesi ve halk edebiyatına yönelme açısından edebiyatımızda yararlı adımlar atmıştır. Hece ölçüsü ile yazdığı şiirleri de mevcuttur.

ESERLERİ
Şiir:
* Terkib-i Bend-i Muallim Naci
* Ateşpare (1883)
* Şerâre (1884)
* Fürûzan (1885)
* Sümbüle (1889)

Eleştiri:
* Muallim (1887)
* Demdeme (1886)

Anı:
* Medrese Hatıraları (1885)
* Ömer'in Çocukluğu (1890-1969)

Araştırma: 
* Osmanlı Şairleri (1890-1986)
* İstilahât-ı Edebiyye (1890-1984)
* Esâmi (1890)

Mektup: 
* Muhaberat ve Muhaverat (1884)
* Şöyle Böyle (1884)
* Mektuplarım (1886)

Oyun:
* Heder

Sözlük:
* Lügat-ı Naci (1891-1978)



11.sınıf edebiyat, 12.sınıf edebiyat, beş hececiler kimdir, beş hececilerin önemi, MANZUM HİKAYE
NEDİR, MANZUM HİKAYENİN ÖZELLİKLERİ, serveti fünun edebiyatı, Tanzimat Edebiyatı, manzum 
 hikayenin özellikleri nelerdir,manzum hikayenin önemi,manzum hikayenin konusu nedir 
 
Manzum, "şiir biçiminde yazılmış" demektir. Hikaye de bildiğimiz anlamda "öykü"dür. O zaman "manzum hikaye", şiir biçiminde yazılmış öykü anlamına gelir.
 
Eski edebiyatımızda (Divan edebiyatında)
uzun hikayeler "mesnevi" nazım türü ile yazılırdı. Tanzimat Dönemi Türk Edebiyatı'ndan itibaren manzum hikaye türü ortaya çıkar. Manzum hikayeler kafiyeli ve redifli, şiir biçiminde hikaye kaleme almak amacını taşımaktadır.

Manzum hikayelerde şairler, ya bir olayı anlatır ya öğüt verir.

Bu nazım türü için edebiyatımızdaki ilk adımları Recaizade Mahmud Ekrem ile Muallim Naci atmıştır.

Bu tür, özellikle Servet-i Fünun döneminde etkili hale gelmeye başlamıştır.

Edebiyatımızdaki en büyük iki temsilcisi Tevfik Fikret (Balıkçılar) ve Mehmet Akif Ersoy (Küfe, Seyfi Baba, Hasta)’dur.

Mehmet Akif ve Tevfik Fikret dışında Beş Hececiler de manzum hikaye denemeleri yapmışlardır. Bunun dışında Türk şiirinin babası sayılan Yahya Kemal de manzum hikayeler yazmıştır.


Manzum hikayeler genellikle bir çevre betimlemesi ile başlar ve o çevrenin kişileri tanıtılır. Sonra olay anlatılır. Bir hikaye gibi sonlandırılır. Manzum hikayeler düşündürücü, eğitici olabilir.

Manzum hikayede konu ve olay sınırlaması yoktur. 


Manzum hikayeler dörtlük ya da beyit şeklinde yazılabilir.

Mensur hikayeden (düzyazı şeklinde yazılan öykülerden)  farkı yoktur. Kişiler, zaman, mekan, olay bu hikayelerde de bulunmaktadır. Tek farkı manzum hikayelerdeki şiirsellik, dizelerdir, kafiye ve rediftir.

MANZUM HİKAYE - MANZUM HİKAYE NEDİR? MANZUM HİKAYE NASIL OLUR? MANZUM HİKAYENİN ÖZELLİKLERİ NEDİR?

11.sınıf edebiyat, 12.sınıf edebiyat, beş hececiler kimdir, beş hececilerin önemi, MANZUM HİKAYE
NEDİR, MANZUM HİKAYENİN ÖZELLİKLERİ, serveti fünun edebiyatı, Tanzimat Edebiyatı, manzum 
 hikayenin özellikleri nelerdir,manzum hikayenin önemi,manzum hikayenin konusu nedir 
 
Manzum, "şiir biçiminde yazılmış" demektir. Hikaye de bildiğimiz anlamda "öykü"dür. O zaman "manzum hikaye", şiir biçiminde yazılmış öykü anlamına gelir.
 
Eski edebiyatımızda (Divan edebiyatında)
uzun hikayeler "mesnevi" nazım türü ile yazılırdı. Tanzimat Dönemi Türk Edebiyatı'ndan itibaren manzum hikaye türü ortaya çıkar. Manzum hikayeler kafiyeli ve redifli, şiir biçiminde hikaye kaleme almak amacını taşımaktadır.

Manzum hikayelerde şairler, ya bir olayı anlatır ya öğüt verir.

Bu nazım türü için edebiyatımızdaki ilk adımları Recaizade Mahmud Ekrem ile Muallim Naci atmıştır.

Bu tür, özellikle Servet-i Fünun döneminde etkili hale gelmeye başlamıştır.

Edebiyatımızdaki en büyük iki temsilcisi Tevfik Fikret (Balıkçılar) ve Mehmet Akif Ersoy (Küfe, Seyfi Baba, Hasta)’dur.

Mehmet Akif ve Tevfik Fikret dışında Beş Hececiler de manzum hikaye denemeleri yapmışlardır. Bunun dışında Türk şiirinin babası sayılan Yahya Kemal de manzum hikayeler yazmıştır.


Manzum hikayeler genellikle bir çevre betimlemesi ile başlar ve o çevrenin kişileri tanıtılır. Sonra olay anlatılır. Bir hikaye gibi sonlandırılır. Manzum hikayeler düşündürücü, eğitici olabilir.

Manzum hikayede konu ve olay sınırlaması yoktur. 


Manzum hikayeler dörtlük ya da beyit şeklinde yazılabilir.

Mensur hikayeden (düzyazı şeklinde yazılan öykülerden)  farkı yoktur. Kişiler, zaman, mekan, olay bu hikayelerde de bulunmaktadır. Tek farkı manzum hikayelerdeki şiirsellik, dizelerdir, kafiye ve rediftir.

Fecr-i Ati topluluğu, II. Meşrutiyet'in ilan edildiği tarihlerde, kimi Servet-i Fünun sanatçılarının desteği ile bir araya gelip bir bildiri yayımlayan genç edebiyatçıların
oluşturduğu bir edebiyat grubudur.

Gençlerden oluşan bu grup daha kuruluş halinde iken dağılmıştır. Bu edebî topluluğun üyelerinden bir kısmı Millî Edebiyat bir kısmı da Cumhuriyet döneminin önde gelen edebiyatçıları olmuşlardır. 

Fecr-i Ati topluluğuna göre "Sanat, şahsî ve muhteremdir."(Sanat, kişisel ve değerlidir.).

Bu topluluk, halkı sanat konusunda bilinçlendirmek için birtakım etkinlik düzenlemiştir.

Topluluğun üyeleri Servet-i Fünun edebiyatçılarını eleştirseler de kendilerini de onlardan farklı hale getiremediler. Topluma yönelmek istemelerine rağmen kişisel konularda eserler verdiler.

FECR-İ ATİ TOPLULUĞU (1909-1911)

Fecr-i Ati topluluğu, II. Meşrutiyet'in ilan edildiği tarihlerde, kimi Servet-i Fünun sanatçılarının desteği ile bir araya gelip bir bildiri yayımlayan genç edebiyatçıların
oluşturduğu bir edebiyat grubudur.

Gençlerden oluşan bu grup daha kuruluş halinde iken dağılmıştır. Bu edebî topluluğun üyelerinden bir kısmı Millî Edebiyat bir kısmı da Cumhuriyet döneminin önde gelen edebiyatçıları olmuşlardır. 

Fecr-i Ati topluluğuna göre "Sanat, şahsî ve muhteremdir."(Sanat, kişisel ve değerlidir.).

Bu topluluk, halkı sanat konusunda bilinçlendirmek için birtakım etkinlik düzenlemiştir.

Topluluğun üyeleri Servet-i Fünun edebiyatçılarını eleştirseler de kendilerini de onlardan farklı hale getiremediler. Topluma yönelmek istemelerine rağmen kişisel konularda eserler verdiler.

Türk hikayesi, bu dönemde hem romantik hem de realist bir çizgide yazılmaya devam etmiştir.

Servet-i Fünun Edebiyatında Hikayenin Genel Özellikleri:
* Genelde Maupassant tarzı hikayeler görülür. Maupassant tarzı hikaye klasik olay hikayesidir.
* Aşk, ölüm, intihar, hayal kırıklığı, karamsar bir hava hikayelerde işlenen konulardandır.
* Bu dönem sanatçıları genel olarak siyasete uzak durmuşlar bundan dolayı da eserlerinde bireysel konuları işlemişlerdir.
* Bu dönem hikayelerinde modern ve Batılı bir hayat tarzı görülmektedir.
* Halit Ziya Uşaklıgil'in yazdığı "Hikaye" isimli eseri, edebiyatımızda hikaye kuramı üzerine hazırlanmış ilk derli toplu çalışmadır. Bu eserde öykü ve romanın temel kuralları verilmeye çalışılır.

SERVET-İ FÜNUN EDEBİYATINDA HİKAYE (ÖYKÜ)

Türk hikayesi, bu dönemde hem romantik hem de realist bir çizgide yazılmaya devam etmiştir.

Servet-i Fünun Edebiyatında Hikayenin Genel Özellikleri:
* Genelde Maupassant tarzı hikayeler görülür. Maupassant tarzı hikaye klasik olay hikayesidir.
* Aşk, ölüm, intihar, hayal kırıklığı, karamsar bir hava hikayelerde işlenen konulardandır.
* Bu dönem sanatçıları genel olarak siyasete uzak durmuşlar bundan dolayı da eserlerinde bireysel konuları işlemişlerdir.
* Bu dönem hikayelerinde modern ve Batılı bir hayat tarzı görülmektedir.
* Halit Ziya Uşaklıgil'in yazdığı "Hikaye" isimli eseri, edebiyatımızda hikaye kuramı üzerine hazırlanmış ilk derli toplu çalışmadır. Bu eserde öykü ve romanın temel kuralları verilmeye çalışılır.

 Anjambman, şiirde bir cümlenin bir dize ya da beyitte
bitmeyip diğer dize, beyit veya bendlere kaymasıdır. Türk edebiyatına Fransız edebiyatından geçmiştir. Servet-i Fünun döneminde yaygınlaştı. Nazmı nesre (Şiiri Düzyazıya) yaklaştıran önemli bir üsluptur.

Tevfik Fikret'in şiirlerinde bolca bulunur. 

ANJAMBMAN NEDİR? ANJAMBMANIN ÖZELLİKLERİ NELERDİR? ANJAMBMANI SIK KULLANAN ŞAİRLER

 Anjambman, şiirde bir cümlenin bir dize ya da beyitte
bitmeyip diğer dize, beyit veya bendlere kaymasıdır. Türk edebiyatına Fransız edebiyatından geçmiştir. Servet-i Fünun döneminde yaygınlaştı. Nazmı nesre (Şiiri Düzyazıya) yaklaştıran önemli bir üsluptur.

Tevfik Fikret'in şiirlerinde bolca bulunur. 

Popular Posts