background img

The New Stuff

12.sınıf edebiyat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
12.sınıf edebiyat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Saf (Öz) Şiir Anlayışı

Paul Valery'nin şiirde dili her şeyin üstünde tutan görüşünden hareketle bazı şairlerimizde her türlü ideolojinin dışında kalarak sadece okuyucuda estetik haz uyandıran bu anlayış, temsilcilerini her türlü eğiliminin dışında tutup bağımsız kişilikler olarak şiir yazmaya yöneltmiştir. Türk edebiyatında öz şiir eğilimi Ahmet Haşim'in "Şiir Hakkında Bazı Mülahazalar" adlı Makalesiyle başlar.

Saf Şiirin Özellikleri
* Bu görüşü savunanlarda estetik tavır ön plandadır.
* "Sanat için sanat"anlayışı hakimdir.
* Öz şiir anlayışı savunan şairler, siyasi olaylardan uzak durmuş, sadece saf şiiri amaçlamışlardır.
* Şiir dili her şeyin üzerindedir.
* Şiir bir biçim sorunudur.
* Şairler iç ahengi yakalayabilmek için söz sanatlarında, ses benzerliklerinden redif ve kafiyeden yararlanmışlardır.
* Dilde saflaşma, sadeleşme görülür.
* Şiir soylu bir sanat olarak kabul edilir.
* En değerli şey dizedir.
* Şairlerin kemdine özgü imge düzenleri vardır.
* Sembolizmden etkilenmişlerdir.
* İşlenen temalar sıradan okurun anlayamayacağı niteliktedir.
* Güzel şiirin ancak çalışarak elde edileceği ve şiirin emek işi olduğu görüşü hakimdir.
* Saf şiir anlayışı benimseyen şairleri ikiye ayırabililiz:

A) Bireysel yazanlar
B) Yedi Meşaleciler


Saf Şiir Anlayışı ve Saf Şiirin temsilcileri
Saf Şiir Anlayışı ve Saf Şiirin Özellikleri
Saf Şiirin Bireysel Yazan Temsilcileri
1) Yahya Kemal Beyatlı
2) Ahmet Haşim
3) Cahit Sıtkı Tarancı
4) Ahmet Muhip Dıranas
5) Asaf Halet Çelebi
6) Necip Fazıl Kısakürek
7) Ahmet Hamdi Tanpınar
8) Özdemir Asaf
9) Behçet Necatigil
10) Fazıl Hüsnü Dağlarca


Yedi Meşaleciler
1) Ziya Osman Saba
2) Sabri Esat Ziyavuşgil
3) Yaşar Nabi Nayır
4) Muammer Lütfi Bahşi
5) Vasfi Mahir Kocatürk
6) Cevdet Kudret Solok
7) Kenan Hulusi Koray

Saf Şiir Anlayışı ve Saf Şiirin Özellikleri

Saf (Öz) Şiir Anlayışı

Paul Valery'nin şiirde dili her şeyin üstünde tutan görüşünden hareketle bazı şairlerimizde her türlü ideolojinin dışında kalarak sadece okuyucuda estetik haz uyandıran bu anlayış, temsilcilerini her türlü eğiliminin dışında tutup bağımsız kişilikler olarak şiir yazmaya yöneltmiştir. Türk edebiyatında öz şiir eğilimi Ahmet Haşim'in "Şiir Hakkında Bazı Mülahazalar" adlı Makalesiyle başlar.

Saf Şiirin Özellikleri
* Bu görüşü savunanlarda estetik tavır ön plandadır.
* "Sanat için sanat"anlayışı hakimdir.
* Öz şiir anlayışı savunan şairler, siyasi olaylardan uzak durmuş, sadece saf şiiri amaçlamışlardır.
* Şiir dili her şeyin üzerindedir.
* Şiir bir biçim sorunudur.
* Şairler iç ahengi yakalayabilmek için söz sanatlarında, ses benzerliklerinden redif ve kafiyeden yararlanmışlardır.
* Dilde saflaşma, sadeleşme görülür.
* Şiir soylu bir sanat olarak kabul edilir.
* En değerli şey dizedir.
* Şairlerin kemdine özgü imge düzenleri vardır.
* Sembolizmden etkilenmişlerdir.
* İşlenen temalar sıradan okurun anlayamayacağı niteliktedir.
* Güzel şiirin ancak çalışarak elde edileceği ve şiirin emek işi olduğu görüşü hakimdir.
* Saf şiir anlayışı benimseyen şairleri ikiye ayırabililiz:

A) Bireysel yazanlar
B) Yedi Meşaleciler


Saf Şiir Anlayışı ve Saf Şiirin temsilcileri
Saf Şiir Anlayışı ve Saf Şiirin Özellikleri
Saf Şiirin Bireysel Yazan Temsilcileri
1) Yahya Kemal Beyatlı
2) Ahmet Haşim
3) Cahit Sıtkı Tarancı
4) Ahmet Muhip Dıranas
5) Asaf Halet Çelebi
6) Necip Fazıl Kısakürek
7) Ahmet Hamdi Tanpınar
8) Özdemir Asaf
9) Behçet Necatigil
10) Fazıl Hüsnü Dağlarca


Yedi Meşaleciler
1) Ziya Osman Saba
2) Sabri Esat Ziyavuşgil
3) Yaşar Nabi Nayır
4) Muammer Lütfi Bahşi
5) Vasfi Mahir Kocatürk
6) Cevdet Kudret Solok
7) Kenan Hulusi Koray

Cumhuriyet Dönemi Edebiyatında Tiyatro, Cumhuriyet Döneminde Tiyatro, Cumhuriyet Dönemi Edebiyatında Tiyatronun önemi, Cumhuriyet Dönemi Edebiyatında Tiyatronun temsilcileri, Cumhuriyet Dönemi Tiyatrosunun temsilcileri
 
İstanbul, Cumhuriyet döneminde Türkiye'deki tiyatro
Cumhuriyet Döneminde Tiyatro
Cumhuriyet Dönemi Edebiyatında Tiyatro

etkinliklerinin merkezi haline gelmiştir. Kurtuluş yıllarının coşkunluğu, çağdaşlaşma çabalarının üstyapı kurumlarında yoğunlaşan belirtileri tiyatroya da yansımaktaydı. Kadın ve erkeklerin tiyatroya birlikte gitmeleri de bu değişimin örneklerindendir. Ayrıca, daha Cumhuriyetin ilk yıllarında kadın oyuncu sorunu çözümlenmiş, Darülbedayi'de oynanan Othello'da Desdemona rolünü Bedia Muvahhit, Emilia'yı ise Neyyire Neyir canlandırmıştır.

Türkiye'nin ilk ödenekli tiyatrosu Darülbedayi'nin 1927 yılında adı İstanbul Şehir Tiyatrosu olarak değiştirilimiştir. Görgü ve bilgisini yurtdışında geliştiren Muhsin Ertuğrul'un yönetimindeki bu tiyatro yeni oyun yazarlarının, oyuncularının, yönetmenlerin ve her kuşaktan binlerce tiyatro seyircisinin yetişmesinde bir okul görevi görmüştür. Önceleri Tepebaşı'nda Dram ve Komedi tiyatrolarında çalışmalarını sürdüren topluluk, yapıların yıkılması ve yanması nedeniyle Beyoğlu Yeni Komedi Tiyatrosu, Harbiye Şehir Tiyatrosu gibi salonların yanı sıra, 1960'tan sonra yapılan Üsküdar ve Fatih şehir tiyatrolarında ve Kadıköy Halk Eğitim Merkezi'nin salonunda her tiyatro mevsiminde oyunlar sunmuştur. Bu ödenekli tiyatronun dışında bazı özel tiyatrolar da Meşrutiyet döneminden beri süregelen dağınık bir düzen içinde, gerek Naşit (1886-1943) gibi büyük halk sanataçılarının gördüğü ilgiyle, gerek operet topluluklarının getirdiği canlılıkla İstanbul'un tiyatro yaşamını zenginleştirmişlerdir.

1936'da Milli Musiki ve Temsil Akademisi'nin bir bölümü olarak açılan Ankara Devlet Konservatuvarı, yetenekli Alman tiyatro adamı Carl Ebert'in çabasıyla değerli oyuncuların yetişmesine katkıda bulundu. İlk hazırlık döneminden sonra 1949'da Devlet Tiyatroları resmen kuruldu. Böylece tiyatro sanatının yurt düzeyinde yaygınlaşmasında da önemli bir adım atılmış oldu. Bu kurum daha sonra İstanbul, İzmir, Bursa, Adana, Trabzon ve Diyarbakır'da yerleşik kadrolarla çalışan şubeler açarak ve daha başka kentlere turneler düzenleyerek tiyatroyu yaygınlaştırdı.

Cumhuriyet Dönemi Edebiyatında Tiyatro

Cumhuriyet Dönemi Edebiyatında Tiyatro, Cumhuriyet Döneminde Tiyatro, Cumhuriyet Dönemi Edebiyatında Tiyatronun önemi, Cumhuriyet Dönemi Edebiyatında Tiyatronun temsilcileri, Cumhuriyet Dönemi Tiyatrosunun temsilcileri
 
İstanbul, Cumhuriyet döneminde Türkiye'deki tiyatro
Cumhuriyet Döneminde Tiyatro
Cumhuriyet Dönemi Edebiyatında Tiyatro

etkinliklerinin merkezi haline gelmiştir. Kurtuluş yıllarının coşkunluğu, çağdaşlaşma çabalarının üstyapı kurumlarında yoğunlaşan belirtileri tiyatroya da yansımaktaydı. Kadın ve erkeklerin tiyatroya birlikte gitmeleri de bu değişimin örneklerindendir. Ayrıca, daha Cumhuriyetin ilk yıllarında kadın oyuncu sorunu çözümlenmiş, Darülbedayi'de oynanan Othello'da Desdemona rolünü Bedia Muvahhit, Emilia'yı ise Neyyire Neyir canlandırmıştır.

Türkiye'nin ilk ödenekli tiyatrosu Darülbedayi'nin 1927 yılında adı İstanbul Şehir Tiyatrosu olarak değiştirilimiştir. Görgü ve bilgisini yurtdışında geliştiren Muhsin Ertuğrul'un yönetimindeki bu tiyatro yeni oyun yazarlarının, oyuncularının, yönetmenlerin ve her kuşaktan binlerce tiyatro seyircisinin yetişmesinde bir okul görevi görmüştür. Önceleri Tepebaşı'nda Dram ve Komedi tiyatrolarında çalışmalarını sürdüren topluluk, yapıların yıkılması ve yanması nedeniyle Beyoğlu Yeni Komedi Tiyatrosu, Harbiye Şehir Tiyatrosu gibi salonların yanı sıra, 1960'tan sonra yapılan Üsküdar ve Fatih şehir tiyatrolarında ve Kadıköy Halk Eğitim Merkezi'nin salonunda her tiyatro mevsiminde oyunlar sunmuştur. Bu ödenekli tiyatronun dışında bazı özel tiyatrolar da Meşrutiyet döneminden beri süregelen dağınık bir düzen içinde, gerek Naşit (1886-1943) gibi büyük halk sanataçılarının gördüğü ilgiyle, gerek operet topluluklarının getirdiği canlılıkla İstanbul'un tiyatro yaşamını zenginleştirmişlerdir.

1936'da Milli Musiki ve Temsil Akademisi'nin bir bölümü olarak açılan Ankara Devlet Konservatuvarı, yetenekli Alman tiyatro adamı Carl Ebert'in çabasıyla değerli oyuncuların yetişmesine katkıda bulundu. İlk hazırlık döneminden sonra 1949'da Devlet Tiyatroları resmen kuruldu. Böylece tiyatro sanatının yurt düzeyinde yaygınlaşmasında da önemli bir adım atılmış oldu. Bu kurum daha sonra İstanbul, İzmir, Bursa, Adana, Trabzon ve Diyarbakır'da yerleşik kadrolarla çalışan şubeler açarak ve daha başka kentlere turneler düzenleyerek tiyatroyu yaygınlaştırdı.



güngör dilmen kalyoncu edebi kişiliği, canlı maymun lokantası kitap özeti,canlı maymun lokantası özeti,canlı maymun lokantası eseri, midasın kulakları kitap özeti
GÜNGÖR DİLMEN KALYONCU (1930-2012)

Güngör Dilmen, konularını genellikle Türk tarihi ile Yunan mitolojisinde geçen olaylardan seçtiği oyunlarında, çağdaş bir yorumla günümüz toplumunun sorunlarını dile getirdi. Şiirsel bir dille kaleme aldığı eserlerinin çoğunda, klasik Yunan trajedisinin yapı özelliklerini çağının anlayışına uygun bir şekilde kullandı. Özgün bir oyun yazarı olarak tanındı. “Canlı Maymun Lokantası” adlı eseri, edebiyatımızda absürt (saçma, uyumsuz)tiyatro türünün önemli oyunlarından biridir. Oyunların yanı sıra masallar da yazdı.

ESERLERİ 
Tiyatro: Canlı Maymun Lokantası, Kurban, Midas’ın Kulakları, Bağdat Hatun, Deli Dumrul, Ak Tanrılar, Ben Anadolu, Galile’nin Günahları…

Güngör Dilmen Kalyoncu Kimdir Edebi Kişiliği



güngör dilmen kalyoncu edebi kişiliği, canlı maymun lokantası kitap özeti,canlı maymun lokantası özeti,canlı maymun lokantası eseri, midasın kulakları kitap özeti
GÜNGÖR DİLMEN KALYONCU (1930-2012)

Güngör Dilmen, konularını genellikle Türk tarihi ile Yunan mitolojisinde geçen olaylardan seçtiği oyunlarında, çağdaş bir yorumla günümüz toplumunun sorunlarını dile getirdi. Şiirsel bir dille kaleme aldığı eserlerinin çoğunda, klasik Yunan trajedisinin yapı özelliklerini çağının anlayışına uygun bir şekilde kullandı. Özgün bir oyun yazarı olarak tanındı. “Canlı Maymun Lokantası” adlı eseri, edebiyatımızda absürt (saçma, uyumsuz)tiyatro türünün önemli oyunlarından biridir. Oyunların yanı sıra masallar da yazdı.

ESERLERİ 
Tiyatro: Canlı Maymun Lokantası, Kurban, Midas’ın Kulakları, Bağdat Hatun, Deli Dumrul, Ak Tanrılar, Ben Anadolu, Galile’nin Günahları…




dram nedir,dramın özellikleri,tiyatro türlerinden dram,dramın konuları nelerdir,dramda en çok işlenen temalar nelerdir
DRAM

Tiyatro Türlerinden Dramın özellikleri
Tiyatro Türlerinden Dram
Hayatı olduğu gibi, bütün acıklı ve gülünç yönleriyle sahnede göstermeyi amaçlayan tiyatro türüdür. Dram; konu, kişiler, olaylar, dil ve anlatım, perde sayısı bakımlarından belli kurallara bağlı değildir. Genellikle gerçeğe uygunluğa önem verilir. İngiliz edebiyatında Shakespeare, Alman edebiyatında Goethe ve Schiller, Fransız edebiyatında Victor Hugo dram türünün önemli yazarlarıdır. Türk edebiyatında Namık Kemal ve Abdülhak HâmitTarhan bu türün ilk örneklerini vermiştir.

a)Acıklı ve gülünç olaylar, hayatta olduğu gibi bir arada bulunur.
b)Konular hem tarihten hem de günlük hayattan alınabilir.
c)Kişiler, halk arasındaki her tabakadan olabilir.
ç)Üç birlik kuralına uyma zorunluluğu yoktur.
d)Nazım ve nesirle, her ikisinin karışımıyla yazılabilir.
e)Perde sayısı yazarın isteğine bağlıdır.
f)Üslûpta ağırbaşlılık aranmaz. Her çeşit konuşmaya yer verilir.

Tiyatro Türlerinden Dram



dram nedir,dramın özellikleri,tiyatro türlerinden dram,dramın konuları nelerdir,dramda en çok işlenen temalar nelerdir
DRAM

Tiyatro Türlerinden Dramın özellikleri
Tiyatro Türlerinden Dram
Hayatı olduğu gibi, bütün acıklı ve gülünç yönleriyle sahnede göstermeyi amaçlayan tiyatro türüdür. Dram; konu, kişiler, olaylar, dil ve anlatım, perde sayısı bakımlarından belli kurallara bağlı değildir. Genellikle gerçeğe uygunluğa önem verilir. İngiliz edebiyatında Shakespeare, Alman edebiyatında Goethe ve Schiller, Fransız edebiyatında Victor Hugo dram türünün önemli yazarlarıdır. Türk edebiyatında Namık Kemal ve Abdülhak HâmitTarhan bu türün ilk örneklerini vermiştir.

a)Acıklı ve gülünç olaylar, hayatta olduğu gibi bir arada bulunur.
b)Konular hem tarihten hem de günlük hayattan alınabilir.
c)Kişiler, halk arasındaki her tabakadan olabilir.
ç)Üç birlik kuralına uyma zorunluluğu yoktur.
d)Nazım ve nesirle, her ikisinin karışımıyla yazılabilir.
e)Perde sayısı yazarın isteğine bağlıdır.
f)Üslûpta ağırbaşlılık aranmaz. Her çeşit konuşmaya yer verilir.


bana ikimizi anlat ahmet batman, bana ikimizi anlat kitap özeti, bana ikimizi anlat ahmet batman kitap özeti
Ahmet Batman’ın Destek Yayınları arasından çıkan yeni
kitabı Bana İkimizi Anlat’ın tanıtımında şu bilgilere yer veriliyor:

Kitabın Yazarı:
Yayınevi:Destek Yayınları
Kitap Türü:Deneme, Romantik Aşk
Yayımlandığı tarih:12.09.2014
Sayfa Sayısı: 184                                                                       
Bana İkimizi Anlat Ahmet Batman Özeti
Bana İkimizi Anlat Ahmet Batman Kitap Özeti


Bana İkimizi Anlat Özeti
Bana İkimizi Anlat Ahmet Batman Kitap Özeti

Bana İkimizi Anlat Kitap Özeti
Bana İkimizi Anlat Ahmet Batman Kitap Özeti

Bana İkimizi Anlat Ahmet Batman Kitap Özeti

bana ikimizi anlat ahmet batman, bana ikimizi anlat kitap özeti, bana ikimizi anlat ahmet batman kitap özeti
Ahmet Batman’ın Destek Yayınları arasından çıkan yeni
kitabı Bana İkimizi Anlat’ın tanıtımında şu bilgilere yer veriliyor:

Kitabın Yazarı:
Yayınevi:Destek Yayınları
Kitap Türü:Deneme, Romantik Aşk
Yayımlandığı tarih:12.09.2014
Sayfa Sayısı: 184                                                                       
Bana İkimizi Anlat Ahmet Batman Özeti
Bana İkimizi Anlat Ahmet Batman Kitap Özeti


Bana İkimizi Anlat Özeti
Bana İkimizi Anlat Ahmet Batman Kitap Özeti

Bana İkimizi Anlat Kitap Özeti
Bana İkimizi Anlat Ahmet Batman Kitap Özeti



EDEBİYAT AKIMLARI: SEZGİCİLİK 

Bu akıma yön veren düşünceler büyük ölçüde Fransız filozof Henri Bergson’un sezgicilik/ruhçuluk felsefesine dayanır. 
Materyalizme (maddeciliğe) ve pozitivizme karşı olan, idealist bir yaklaşımdır. Bu anlayışa göre, bilginin asıl kaynağı akıl değil sezgidir. 
İnsanın sezgi gücünün hayalleri ve duyguları belirlediği, maddenin, varlığın buna bağlı olarak şekillendiği savunulur. “Dış dünya, varlık, madde, eşya” ruhun düşüncenin bir ürünüdür. 
Sembolist şairlerin, saf şiir anlayışını savunan şairlerin varlığa yaklaşım biçimleri büyük ölçüde sezgici felsefeye dayanır. Belirleyici olan somut varlık değil, şairin duyuş, görüş, düşünüş tarzıdır. 
Dış dünya, insanın iç dünyasını ifade etmeye yarayan simgeler âlemidir. 
Dış dünya; düşünceyle, duyguyla, algıyla, rüyayla anlamlandırılabilir. 
Bu akım edebiyatımıza Cumhuriyet döneminde girmiştir. Türk şiirinde sezgici yaklaşımın en önemli temsilcisi Ahmet Hamdi Tanpınar’dır. Necip Fazıl Kısakürek, Âsaf Halet Çelebi gibi şair ve yazarlar üzerinde de bu anlayışın etkileri vardır.

EDEBİYAT AKIMLARI: SEZGİCİLİK (İntüisyonizm)


EDEBİYAT AKIMLARI: SEZGİCİLİK 

Bu akıma yön veren düşünceler büyük ölçüde Fransız filozof Henri Bergson’un sezgicilik/ruhçuluk felsefesine dayanır. 
Materyalizme (maddeciliğe) ve pozitivizme karşı olan, idealist bir yaklaşımdır. Bu anlayışa göre, bilginin asıl kaynağı akıl değil sezgidir. 
İnsanın sezgi gücünün hayalleri ve duyguları belirlediği, maddenin, varlığın buna bağlı olarak şekillendiği savunulur. “Dış dünya, varlık, madde, eşya” ruhun düşüncenin bir ürünüdür. 
Sembolist şairlerin, saf şiir anlayışını savunan şairlerin varlığa yaklaşım biçimleri büyük ölçüde sezgici felsefeye dayanır. Belirleyici olan somut varlık değil, şairin duyuş, görüş, düşünüş tarzıdır. 
Dış dünya, insanın iç dünyasını ifade etmeye yarayan simgeler âlemidir. 
Dış dünya; düşünceyle, duyguyla, algıyla, rüyayla anlamlandırılabilir. 
Bu akım edebiyatımıza Cumhuriyet döneminde girmiştir. Türk şiirinde sezgici yaklaşımın en önemli temsilcisi Ahmet Hamdi Tanpınar’dır. Necip Fazıl Kısakürek, Âsaf Halet Çelebi gibi şair ve yazarlar üzerinde de bu anlayışın etkileri vardır.

Popular Posts